22.6.10

......

Zamanı öldürme seanslarında okuyarak zamanı yaşatmaya çalışıyorum. Psikolog Dilek Kırcaoğlu okuyorum. Ve çok seviyorum. Bugün altını çizidiklerimden bir demet.


Çocuk yetiştirme konusunda kalıplaşmış düşüncelerin her zaman karşısında yeralmışımdır. Hatta " yetiştirme " kelimesi bile bana ters gelir zaman zaman. Çocuklar kendi yaşam yaşam süreçleri olan bireylerdir. Her birine baktığımzda yeni teori ve teknikler öğrenebileceğimiz , kendilerine ait yaşamları olan varlıklar görürüz. Bizim onların yaşamındaki rolümüz rehberlik olmalıdır.

Çocuklar yetişkinlerin kurallarının yanında kendi tercihlerini oluşturmak ister. Bu onun en doğal hakkıdır.

Açlıktan hiçbir çocuğun ölmeyeceğini unutmayın. Çocuk yemek yemeğe değil sizin tutumlarınıza itiraz ediyor olabileceklerini unutmayın ve hem çocuğun davranışlarına karşı empatik olun hem de kendi tutumlarınızı sorgulayın.

Okul seçimi çocukların karar verebilecekleri bir şey değildir. Çocuğa bir kaç yer gezdirip sormak doğru değildir. Siz en güvenli yeri belirledikten sonra kendinizden emin davranır ve kararlı tutumunuzu sürdürürseniz çocuğunuz da çabucak alışacaktır. Kafası karışık bir anne çocukta karmaşa ve güvensizlik duygusu oluşturur.

İlk 6 aylık dönemde bebek nasıl olsa anlamıyor diyerek 1 haftadan uzun süre bebeği başka birisine bırakmak çocukta güvensizliğe yol açar. " Güvene karşı güvensizlik " dönemi yaşayan bebek anlamadığı düşünülse de terkedilmişlik hissine kapılır.


İletişim probleminin kökünde tutumlar yatmaktadır. Karşımızdaki kişinin duygularına ve kendi duygularımıza odaklanarak birbirimizi anlamaya çalışmak iletişimin temeli olmalıdır.

Aslında 2 yaş döneminde çocuk , sizden sadece kabul duygusu beklemektedir. Onun kararlarına saygı duyabileceğinizi hissetmek istemektedir. Yıkıcı ödül ceza tekniklerine tepki vermektedirler. Ebeveynler otoritelerinin sarsılacağından korktuklarından çocukla inatlaşmaya, güç kullanmaya girişirler. Bu da çoğunlukla öfke nöbetleriyle sonuçlanır. Öfke nöbetleri sırasında sakin olun. "Şimdi ikimizde sakinleşelim , sonra konuşalım " diyebilirsiniz. Bu tavrınızı kararlı bir şekilde yansıtırsanız kesinlikle işe yarayacaktır.

Çocuklar güvende hissedebilmek için çevrelerindeki kuralları bilmeye ihtiyaç duyarlar. Aslında bu hepimiz için geçerlidir. Birşey yaptıklarında neler olabileceğini, nerede durmaları gerektiğini sürekli sınarlar ve bu yolla öğrenirler. Eğer çocuğunuza verdiğiniz mesajlarınız bu anlamda net değilse hayırlarınız evet manasına geliyorsa durum onlar için daha karmaşık hale gelir. Düşünün ki bir eşya monte etmek işstiyorsunuz ve elinizde bunu nasıl yapacağınıza karşı bir yönerge yok. Kafanız ne kadar karışır değil mi. Eşyaya ait parçaları sürekli takıp çıkarmak , denemeler yapmak zorunda kalırsınız. Hiçbirşeyden emin olamazsınız. Sınırları etkin olarak belirlenmeyen çocukların yaşadıkları da buna benzer. Verdiğiniz mesajların arkasında durmuyorsanız , sürekli fikir ve yöntem değiştiriyor ve istikrarsız davranıyorsanız çocuk sizin bu belirsizlik mesajınızı algılayacağından o da belirsiz davranır.

Kızgınlık ve öfkeyi her insanda olan normal duygular olarak kabul edin. Çocuk korku, kaygı, üzüntü, kıskançlık gibi tüm duyguları insani duygular olarak görmeli ve bunları olumlu yollarla ifade edebilmeyi öğrenmelidir.

Çocuğun bakımında rol alan diğer kişilerle işbirliği yapın. Çocuğa yaklaşım için ortak bir dil belirleyin.

Tüm çocuklar o kadar özel ki.. Onların özel olduklarını unutanlar , kendi çocuklarına yabancılaşan yetişkinlerdir. Onları normalleştirmeye , eğitmeye, kalıplara sokmaya , hayallerini unutturmaya çalışan yetişkinler. Ve tüm bunların adına eğitim diyen yetişkinler.Sanırım ben bu anlamda hiçbir zaman yetişkin olmayacağım.

Bana problemli diye tanımlanan bir çocuk getirdiklerinde , keşfedilmesi gereken pek çok yanı olan birini görürüm, törpülenmesi gereken birini değil. Çoğu çocuk keşfedilmediği için kendini yalnız hissetmekte, farklı davranmakta, sonuçta kendini kapamayı seçmektedir. Çocuklar yetişkin dünyasının kalıplarının ne olduklarını ve ne anlama geldiklerini bilmezler. Farklı olanı dışlamayı yetişkinler öğretirler. Oysa farklılıklar ne çok şey öğretir bize.

14.6.10

Ben büyüyorum anne

Ben çocuğum . Dünyayı fethedebilir, imkansızı başarabilirim, uçabilirim eğer istersem. Senin yaşadığın kaygıları yaşamam, senin baktığın gözlerle görmem dünyayı, mucizelere inanırım sihre , perilere , canavarlara inandığım gibi. Normal olan senmisin yoksa benmiyim. Ben farklıyım ve beni özel kılan da bu bence.
Ben çocuğum , kişiliğimi oluşturmaya çalışıyorum , sana aksi gelen davranışlarımla kendi bağımsızlığımı ortaya koyuyorum aslında. Sen bunun adına inatçılık diyorsun ama ben seninle inatlaşmak istemiyorum. Kendimi anlatacak kelime bulamadığımda bunu davranışlarımla gösteriyorum hepsi bu.
Sana bir mesaj vermek istiyor da olabilirim belki böyle davanarak. Şunu söylemek istiyor olabilirim. " Yolunda gitmeyen bişeyler var bana yardım et "
Bazen paylaşmakta zorlanabilirim , otorite kurmaya çalışabilirim. Bir yandan da sana olan bağlılığım var tabi unutmamam gereken , ne kadar karmaşık bir durum aslında öyle değil mi ?
Beni dinlersen ve önemsersen herşeyi kolaylaştırabiliriz . İnatlaştığımı düşündüğün zamanlarda bana biraz zaman verebilirsin. Sen de bana inatla karşılık verirsen bir güç oyununa dönebilir aramızdaki ilişki. Bu bir oyun değil ve birimizin mutlaka kazanması gerekmeyebilir. Sen sakin olursan ve ağladığımda benim söylemek istediğimi anlamadığını söylersen bana seni anlayabilirim.
Korkma ama bu geçici bir durum , hep böyle olmayacak tabi, sana garanti verebilirim.
Bana zorla bişey yaptırmamalısın , benim de seçimlerim olabileceğini kabul et. Ispanağı sevmek zorunda değilim, senin kabağı sevmediğin gibi. Ama çok fazla seçenek olursa önümde karar veremeyebilirim. Mesela yumurta yemem gerektiğinde ve sen bana yemelisin dediğinde seni dinlemeyebilirim. Bana yumurtanı nasıl istersin peynirli mi sade mi diye sorarsan kafam daha fazla karışmadan tercih yapabilirim. Ve sen bana bunu sorduğun için kendimi değerli hissederim. Biliyorsun ya tek derdim varlığımı sana kanıtlamak.
Hiç sebep yokken ağlayabilirim bazen,, aslında bunu yaparak sana başka bir şey anlatmak isteyebilirim. Dikkatini çekmek istiyorumdur belki yada canım gerçekten ağlamak istiyordur. Böyle zamanlarda beni görmezden gelebilirsin. Sen üstüme gelirsen daha çok ağlarım sanırım. Başka birşeyle ilgilendiğini görürsem susabilirim. Biliyorum sana göre normal olmayan davranışlar bunlar. Bunun için beni suçlama olur mu. Normal nedir ki hem ?Beni anlamaya ve davranışımın nedenini bulmaya çalışırsan sana yardım edebilirim

Rutinleri çok severim. Günlük rutinlerim bozulduğunda kendimi güvende hissedemem. Hayatımızla ilgili bir değişiklik yapmayı düşünüyorsan bundan benim de haberim olsun.
Bana söylemek istediğini kesin ve net bir dille söylemelisin. Yorum yapmazsan ve sadece davranışımın sonucunu bana açıklarsan işimizi kolaylaştırırsın. "Sen beni üzüyorsun "demek yerine " Ben üzülüyorum "dersen kendimi suçlamam hatta seni anlayabilirim.
Ben kendi yolumu çiziyorum ve kendi gelişim sürecimi yaşıyorum. Senin benim yaşamımdaki rolün bana rehberlik etmek olmalı.
Yaptıklarının sebebini açıklarsan ve bana dürüst davranırsan toplantıya değil de babamla sinemaya gittiğini kabul edebilirim. Seni anlayabilirim.
Kendimi güvende hissedebilmek için çevremdeki kuralları bilmeye ihtiyacım olabilir. Soyut düşünmeyi başaramadığım için " net " mesajlara ihtiyaç duyabilirim. Aslında kurallara itiraz etmem , benim itirazım net olarak anlayamadıklarıma ve onların ortaya konuş biçminedir.
Kısacası benim kişiliğimi yoksaymadan bana sınırlar koyabilirsin buna izin verebilirim. Sna ters olan şeyler söylesem bile beni dinlemeye devam edersen , itiraz etmezsen, öğüt vermezsen istediğini yapabilirim.
Bana aşırı kuralcı yada aşırı hoşgörülü davranma . Bu iki davranışta da tepkilerimi dile getiremeyebilirim. Birşey yapmak istediğimde çok sert bir hayır yada ne istersen yapabilirsin söylemlerinin yerine yaptığım davranışın sonuçlarından beni haberdar edersen bunu düşünebilirim.
Demiştim ya ben çocuğum, sen beni anlarsan ben de seni anlayabilirim

İzleyiciler