15.5.10

Öğreniyorum



En çok hangi mevsimi seviyosun dedim ona. Ben hepsini seviyorum dedi. İlkbaharda parka giderim, yaz olduğunda denize girerim, kışın kardanadam yaparım, sonbaharda çamurlara basarak yürürümmm..
Halbuki ben yaz geldiğinde kışı, kış geldiğinde de yazı özleyen, hep elimde olmayanı isteyen yazın sıcağında  amann üfff seslerini eksik etmeyen , kışın da çok üşüyen bir şahsiyetim.
Öğeniyorum ama bugünü sevmeyi, yarının getireceklerini kabullenmeyi, dünle vedalaşmayı ve her başlayan güne neşeyle uyanmayı..
Hem de 6 yaşındaki bir çocuktan öğreniyorum bunları...
Hem de bu şarkıyı söylüyo bana bakarmısın.



Oyun için buraya tık

10.5.10

o beni prenses peri sanıyor

Boyalarını yine mi kaybettin diye sesim yükselse de bir an çantasının içine düştüğünü farkedip bulduğumuzda az önce yaşadıklarımızı unutuveriyor
En güzel yemeği ben yaparım
Etek bana çok yakışır
Elini hiç bırakmam
Pembe rüyalar gör dersem bütün rüyaları pembe olur
Ben ne söylersem koşulsuz doğrudur sanıyor
Daha da fazlası... ne hata yapsam ben, o  hep geri sarıyor
Hep geri

Kağıtları parçala biraz suyla blendırda hamurlaştır. İçine biraz tohum at, kaşıkla karıştır. Bir havlunun üzerinde gece boyunca kurumasını bekle, üzerini de ört ama. Belki süreyi kısaltmak için kurutma makinesi de kullanabilirsin, yada farklı renler elde etmek için biraz gıda boyası. Kuruyan kağıt hamurundan çiçekler yap kartların üstüne yapıştır. Sonra da kartları gönder tabi. Çiçeklerin aslında tohum olduğunu söylemeyi unutma ama.

8.5.10

Eğer

Dünyaya onun gözünden bakabilseydim eğer

Patates kızartmasıyla ömrümü geçirebiliceğimi düşünebilirdim, yada hep makarnayla

Çilolayala karnımı doyurabileceğimden de emin olurdum mutlaka

Çamurlarla oynamak daha mutlu ederdi beni, su birikintisinin ortasına dalmak hele şahane olurdu.

Birsürü arabam olmasına rağmen her seferinde daha fazlasını isteyebilirdim

Çünkü onlar orda benim için varlar hepsini almak isteyebilirdim

Oyuncağımı paylaşmak istemeyebilirdim , çünkü o benim

Bana ismimi sorduklarında cevap vermek istemezdim muhtemelen, ben onlara isismlerini soruyomuyum canım

Konuşmak istemezsem konuşmazdım

Annenmin giydirmek istediği ayakkabıyı giymek de istemeyebilirdim, benim de zevklerim var ama dimi

Ben derdim hep , önce ben

Dünyanın benim etrafımda döndüğünü de düşünürdüm sanırım

Böylesi güzel

Duvarlara resim yapmak küçücük bir kağıdı boyanmaktan daha eğlenceli olurdu.

Kime zararı var ki bunun aslında.

Eve dönerken annemin yorgun olduğunu düşünmeyebilirdim. Benim enerjim bitmiyor ki papatya toplaya toplaya gelsem nolur sanki

Birsürü soru sorardım ve cevaplanmasını isterdim, hatta aynı şeyi defalarca sorabilirdim. Merak ediyorum ve önemsendiğimi bilmek istiyorum demesem de annemin bunu düşünebildiğini zannederdim.

Sabırsız olabilirdim , inatçı da olabilirdim, ama yine bilinmesini isterdim kişiliğim gelişiyor ve ben büyüyorum.

Evet onun gözünden bakabilseydim dünyaya böyle düşünmem muhtemeldi ama ben anneyim ve az sonra pişirdiğim fasülyeyi onun yemesi için ne kadar ısrarcı olabileceğimi tahmin edebiliyorum.

1.5.10

İnat

Hani komşunun önerdiği ilacı alman ne kadar yanlışsa, çocuklar hakkında genel yargılarda bulunmak da o kadar yanlış bana göre.
Çünkü her çocuk başka her ebeveyn başka.
Genel ağrıkesicileri de unutmamak gerek ama.
Mesela inatçılık , en çok yaşlanan sorunlardan biri.
Peki kim inatçı acaba o mu yoksa sen mi.
Bunu da bir düşünmeli bence.
Onlar şunu isterler en çok:
Güven duymayı ki mutlu olduğun anda evet dediğin şeyi, kapıcıya sinirlendiğinde hayır olarak değiştirirsen onun güvenini zedelersin. Evetse hep evet hayırsa hep hayır . Annenin hayır dediğine diğer büyüklerin evet demesi işi daha da karıştırır aman.
Keskin hayırlar duymaktan da pek hoşlanmazlar aslında " Hayır şimdi oyun oynayamazsın " yerine " Evet oynayabilirsin ama yemeğini bitirdikten sonra " işleri daha yoluna koyar bana kalırsa.
Desteklenmeyi ki olumlu pekiştirmeler her zaman daha çok işe yarar unutmamalı.
Gözgöze gelmeyi  ki benim okulda ilk öğrendiğim şeydi bu. Sonra da hep uyguladım. Senin ondan yüksekte olman onu rahatsız eder. Ben ya onu benim boy hizama taşırım yada ben dizlerimin üzerine oturur onunla aynı göz hizasında olmaya çalışırım. Bu şekilde yapılan iletişim daha sağlıklı.
Bağımsız bir birey olduğunun kabul edilmesini ki inatlaşmanın da en geçerli sebebi budur. Sizin dediğinizin tersini yapınca kendi tercihlerini kendisinin yapabileceğini kanıtlıycaktır. Haklıdır da aslında.

Peki ne yapmalı ,
Önce bunun bir saha oyunu olmadığını kabul etmeli kazanan iki kişi de olabilir Amacımız kimin güçlü olduğunu ispatmak değil, onu o anda elde edemeyeceği bir şeyden vazgeçmesini sağlamak .
Ona gerekli açıklamaları yaptıktan, üzgün olduğunu söyledikten ve bu konuda kararlı olduğunu hissettirdikten sonra biraz zaman tanıyabilirsin. Bir süre sonra yeniden istediğini elde etmek konusunda  inatlaşmaya başlarsa hiç tepki vermemek de bir çözüm olabilir bazen. Birkaç denemeden sonra vazgeçecektir.
Seçenek sunmak da çoğu zaman işe yarayabilir, böylece onu bağımsız bir birey olarak tanıdığınızı, onun kararlarına saygı duyduğunuzu düşünecektir.Sunulan seçenek ne kadar az olursa karar verme süresi o kadar kısalır.
Hala işe yaramıyosa son seçenek dikkatini başka yöne çekmek. Çukluta böyle anlar için var belki de.
Ve su , benim en çok kullandığım şey. Mız mız mız durumunun arkasından ya banyo ya da bir kabın içine oynaması için biraz su  , hiçbiri mümkün değilse bile akan suyla el yüz yıkamak, harika bi çözümdür böyle zamanlarda  .
Dediğim gibi bunlar genel ağrıkesiciler. Çünkü çocuğunu en iyi sen tanıyabilirsin , kendini de..
Ama bana kalırsa bazen büyüklerle anlaşmak çocuklarla anlaşmaktan çooook daha zor.
Mesela baba kişisi tarafından çorapların salonun orasına çıkarılmama inatlaşmasının çaresini ben henüz bulabilmiş değilim.
Ya da hafta sonlarında hazırlanmış kahvaltıya ekmek almaya gitmesi için uyanmama inatlaşmasına.
Aaaa evet belki de onun için de su, başından aşağıya bir bardak..

İzleyiciler