2.2.10

Anaokulu mu anne okulu mu

Çevremdeki herkes, sen okul öncesi öğretmenisin, neden Emreyi anaokuluna göndermiyorsun diye soruyor.
Evet inantla ve ısrarla onun Anaokuluna gitmesini istemiyorum. Çünkü;

Yaptığı resimlerdeki bulutları kırmızıyla da boyayabiliyor o şimdi, "bulut kırmızı olmaz, onu beyaz boyamalısın " demiyorum ben ona.

Minimini bir kuş şarkısını hiç öğretmedim ona. Ama tencere ve kaşıklarla harika ritmler oluşturmayı çok iyi biliyor. Ve ben ona bugün mimimini bir kuş şarkısını söylemelisin demiyorum, diyemiyorum.

Önüne konulmuş kurbağa , ördek falliyetlerinin aynısını da yapmadı şimdiye kadar. Ama benimle yaptığı harika şekilli kurabiyeler yapma deneyimin onu daha çok mutlu ettiğini biliyorum. Una ve şekere bulanarak hem de..

Hiç gülen yüz takılmadı yakasına uslu olduğu için, ya da yaramazlık yaptığında ağlayan bir yüzü hiç olmadı. Cezanın yaptırım gücünün olduğuna inanmayan bir annesi var çünkü ve yaptığı her güzel davranışın ardından da aldığı içten bir öpücük..

Fen ve doğa etkinlikleri adındaki faaliyete de katılmadı fasülyeleri pamuğa koyup , sulayıp büyümelerini seğretmek için. Ama sokakta gördüğü her hayvana dokundu, pamuğa sarılı fasülyeler yerine, toprağın içine küçük bir ağaç dikti , bahçede çapa yaptı bu etkinliği uygulamak yerine..

Serbest zaman etkinliği kunusunda da bir fikri yok henüz, varsın olmasın, onun için evdeki her zaman serbest zaman zaten.

Yaratıcı drama etkinliği de olmadı hayatında ama , annesiyle kuş sesi çıkarmayı, Bernardın yaptıklarını yapmayı çok seviyor benim oğlum. Arasıra annesinin de ördek sesi çıkarmasından çok hoşlanıyor.

Pamuk prenses ve yedi cüceler hikayesini de hikaye kitabının resimlerine bakarak dinleme şansı olmadı hiç. Çünkü annesinin hergün değişen uyduruk bir " kurnaz tilki " hikayesi var. O hikayenin kahramanı da kendisi, hem anlatıyor, hem canladırıyor her gün hikayesini..

Yemeğini üstüne dökmeme zorunluluğu da yok, her öğlen uyumak zorunda da değil hem, uyumayı geçsek de sessiz olması gerekmiyor uyumadığında... Çünkü annesinin tahammülü ve enerjisi çok sağlam, bunu çok iyi biliyor o da..

Psikomotor alandaki kazanımları sağlamak için sözel yönergeleri izleyerek ısınma hareketleri yapmayı da hiç denemedi, ne büyük kayıp. Annesi atlayarak merdivenleri inelim mi diye sorduğunda cevap bile vermeden hoplaya zıplaya iniyor aşağıya çünkü..El göz koordinasyonunu geliştirmek için barbunya ayıklıyor, mercimek ayıklıyor, bundan iyisi de can sağlığı zaten..

Özbakım becerilerini geliştirirken yiyecek ve içecekleri ayrım yapmadan yer içer kazanımını sağlamak onun için hiç zor olmadı, çünkü annesi harika yemekler yapıyor. Kerevizi sevmiyorsa da büyümek için yemek zorunda olduğu hissine hiç kapılmıyor. Çünkü annesi biliyor ki kereviz yemezse, ıspanağı çok sevdiği için o açığı kapatabilir.

Sosyal duygusal alanını geliştirmek adına grup etkinliklerinin kurallarına uymayı parklarda ve bahçelerde deneme yanılma yaparak öğrendi. Kaydırağa binerken sırasını beklemeyi biliyor anaokuluna gitmemiş olsa da.

Estetik özellikler taşıyan ürünler sergileyebilmek adına özgün şarkı denemeleri yapıyor zaten. Dean Martin 'in That's Amor şarkısını çok özgün bir şekilde söylüyor çok ciddiyim..

Sadece annesini ve babasını gülümsetmek için , minicik bedeniyle haftalarca yıl sonu gösterisi denen saçma şey için yorulmak, çizilmiş bir dairenin dışına taşmamak için ciddi bir efor sarfetmek zorunda da kalmadı. Çünkü bizim evde her gün gösteri zamanı...

İşte buna benzer birsürü sebep yüzünden onu anaokuluna göndermedim ben . Önümüzdeki yıl okul öncesi eğitim zorunlu olucak. İkimiz de zorunlu olarak anaokuluna gitmek zorunda kalıcaz. Ben öğretmen olarak , o da öğrenci olarak..Ama diliyorum ki, o gelecek yıl da bulutları istediği renkte boyayabileceği, pamukta değil de toprakta bitkiler yetiştirebileceği bir ortamda olur. Bunu gerçekten tüm kalbimle istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler