2.2.10

Kral çıplak demek istiyorum ama

Cuma günleri staja gidiyorum . Haftada bir tam gün. Gitmeden önce yaklaşık 10-12 sayfalık plan hazırlıyorum. Psikomotor alan, sosyal duygusal alan, bilişsel alan, özbakım becerileri gibi alanlardan kazanmaları gereken davranışlar var çocukların, özenle seçiyorum onları. Sonra o hedeflere uygun etkinlikler hazırlıyorum. Mesela anadili etkinliği için akşam 6 sayfalık bir hikaye kartı boyadım. Çünkü çocuklar kitaba bakmaktansa, kukla ile yada başka görsellerle hikayeyi dinlemeyi seviyorlar. Bu dönem sadece günde 1 etkinliği ben gerçekleştiriyorum, çok da titizleniyorum bu etkinliği hazırlarken, aslında kazanmaları gereken davranışlar pek umrumda da değil. İstiyorum ki içinde olsunlar olayın..
Sonra bolca gözlemliyorum. Çocukları, esas öğretmeni. Emeklilik yaşı gelmiş ama emekli olmayı tercih etmemiş bir öğretmen bizim sınıftaki. Mesela geçen hafta neler yaşadık, raporlaştırıyım hemen.
Sabah gittiğimde çocuklar serbest zaman etkinliğindeydiler, bir hayli serbesttiller de, öğretmen diğer öğretmenlerle sohbet ederken, bir çocuğun burnu kanadı, diğerinin eline kukla sahnesi düştü, aşıldı tabi bütün bunlar, öğretmenin sohbeti bozuldu ama..
Sosyal duygusal alanları da epey gelişti diye düşünüyorum, oyuncak kavgasından galip çıkanlar sevindi, elinden kaptıranlar ağladı filan. Bu arada öğretmen dışarda kahvaltısını bitirmekle mesguldü, göremedi yazık ki ağlayanları, sevinenleri..
Sanat etkinliği yapılırken öğretmen yine yoktu, liseden staja gelen bir öğrenci yaptırdı bu etkinliği. " Hadi bakalım hayalinizdeki oyuncağı çizin kağıtlarınıza dedi " Çocuklar anlamadılar, sonra topladı kağıtları neler yaptıklarına bakmadan. Bu defa daire şeklinde kesilmiş kağıtları dağıttı. Kelebek yapacaklarını söyledi, sonra da hiç üşenmeden hepsinin yapmaya çalıştığı kelebeklere müdahele etti, onlara güvenememiş olmalı hepsini kendisi yapıştırdı kağıtlarına. Kelebeklerin süslenmesi gerekiyodu, ben dayanamadım, hiç olmazsa onlar süslesinler kelebeklerini dedim. Hoşuna gitmedi kızımızın bu fikir, çünkü faaliyetlerin hepsi, kartpostal gibi olmalıydı. Sonra veliler ne der aa, ne ayıp..
Müzik etkinliğini ben yaptırdım geçen hafta, aslında ben yine çocuklar olayın içinde olsunlar diye ritim çalışmaları yaptırmak istemiştim ama mutlaka bir şarkı öğretmeliymişim, öğrettim . Ama laf aramızda öğrettiğim şarkıda enstrüman seslerinin çıkarılması gerekiyodu, çocukları da kattım şarkının içine, davulun sesini ,kemanın sesini epey yüksek bir volümde çıkarttık ki uyarı aldık, normal sesimizle konuşmalıymışız. Aslında çok eğleniyorduk ya neyse, başka bahara dedik içimizden..
Dinlenme saati var sonra, bu saatte uyumak zorunda değiller halbuki, ya da zorunda olmamalılar. Ama ya sonra uyuyanlar şeker alır da uyumayanlar karşıdan bakarsa. Bu tehditle uyur hepsi, ya da uyuyormuş gibi yaparlar. Bu arada esas öğretmen yine yoktur ortada o da uyuyodur belki de...
Dahası da var, dahası da..
Dahalarını bile bile raporlaştırıyorum sözde sınıfta yapılanları. Ballandıra ballandıra anlatmam gerekiyor ya, buna hele hiç dayanamıyorum.. Gerçek rapor ahanda burada . Bunları okurlarsa sıfırı basarlar bana da korkarım..
Peki ben neden anlatıyorum bunları, birincisi rahatladım. Birilerine anlatmasaydım eğer karnım şişebilirdi çünkü...
İkincisi ben böyle olmak istemiyorum , unutursam bir gün ve böyle olmaya başlarsam bu yazıya bakmayı istedim çünkü.
Üçüncüsü , anlattığım bir devlet okulu. Özel bir yer olsaydı, durum çok farklı olabilirdi, bunun da içler acısı olduğunu düşünüyorum. En güvenmesi gereken yere de güvenemiycekse insan , yada sadece paranın karşılığıysa verilen hizmet. Ve insanların elindeki malzeme bir çocuksa .. Kek yaparken bile önündeki malzemeye dokunur insan. Dokunmadan, başını okşamadan, hatta öpüp koklamadan bir çocuğun nasıl hedef davranışları kazanmasını bekleyebilirsiniz ki. Buna da şaşarım...
Dördüncüsü, beşincisi diye sıralayabilirim ben sonsuza kadar ama birisi beni durdursun derim. Yosa ben burdan gidemem bilirim kendimi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İzleyiciler