10.2.10

Çocukta psikosoyal bilişsel gelişim

PSİKOLOJİK GELİŞİMEricsonun gelişim evrelerini daha çok önemsiyorum ben. Bakalım neymiş bunlar.1.Evre: “bana ne verildiyse ben oyum”GÜVENE KARŞI GÜVENSİZLİK :Bu dönem,doğumdan bir yaşına kadar sürer.Bu dönemde bebekler, çevresindeki dünyaya güvenip güvenemeyeceklerine ilişkin temel duygular edinirler.Yaşamın ilk yılında çocuğun ihtiyaçlarının doyurulması,büyük ölçüde anne yada onun yerine geçen yetişkine bağlıdır.Bir başka deyişle,anne yada onun yerine geçen yetişkinle kurulan ilişkinin niteliği temel güven duygusunun ve toplumsallaşmanın özünü oluşturmaktadır.Çocukta,iyimserlik ve mutlu olmanın temelleri atılır.Çocuk “bana ne verildiyse ben oyum” der. Bu yüzden temel güven duygusunun oluşması için, çocuğu rahat bırakmanın aksine daha çok temas ve sevgi gösterisinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bu dönem aynı zmanda Freud 'un oral dönemine denk gelir. Çocuk için haz kaynağı ağızdır. Bu dönemde anneye bağlılık çok ön plandadır. Bağımlılık duyguları bu dönemde oluşur ve yaşam boyu da sürer. En zor giderilen duygudur. Egonun gelişmesinden sonra bile bireyin kaygılı, korkulu, güvenini yitirdiği dönemlerde bu bağımlılık duyguları tekrar görülür. En aşırısı ana rahmine dönme isteğidir. Bir bebeğin yaşadığı en büyük travmanın doğum olduğunu okumuştum. Çok güvenli bir sığınaktan dışarı çıkmak çok zor elbette. Bu dönemde çocuğua sarılmak, tensel temas onu güvende hissettirir.Güven duygusunun gelişimini sğlamak için yapılması gerek bir diğer şey de bebeğin uyku, beslenme ve temizlik ihtiyacının düzenli ve yeterli karşılanmasıdır. Bebeğin ihtiyaçlarının zamanında ve yeterli karşılanması bebeğin dış dünyaya ve anneye olan güvenini temelini oluşturur. Bu yolla hem dış dünya ile ilişki kurmayı ve güven duymayı öğrenir hem de kendisine bakan, seven ve ihtiyaçlarını karşılayan bireye bağlılık geliştirir.2.Evre: “ne yaparsam oyum” BAĞIMSIZLIĞA KARŞI UTANMA VE ŞÜPHECİLİK : Bu dönem on ikinci aydan üç yaşına kadar sürer.Bu dönemde çocukların çoğu yürümekte, başkalarıyla iletişim kurabilecek kadar konuşmaktadır.Çocuklar artık tümüyle başkalarına bağılı kalmak istemezler.Önceki dönemde temel güven duygusunu kazanmış çocuk, öz saygısını yitirmeksizin kendi kontrolünü kazanabilmesi için,özgürlüğü hissetmesi gerekmektedir.Kendi kendine yemek yeme,eşyalarını toplama,giyinme ve soyunma,giysisini seçme,karşılaştığı bazı problemleri çözme çabalarında teşvik edilmelidir.Böylece çocukta bağımsızlık duygusunu temelleri atılır.Kendi kendini kontrol etme ve saygının özü bu dönemde oluşur. Yine Freud 'a göre bu dönemin karşılığı " nal dönem" dir. Yani haz bölgesi anüstür. İki yaş civarında başlayan tuvalet eğitimi bu dönemde büyük önem kazanır, çocuğun kişiliği üzerinde kalıcı izler bırakır. Çocuğun içgüdüsel olan bu dürtüsünün bazı kurallarla kontrol edilmesi istenir. Böylece çocuk boşaltımdan duyacağı hazzı ertelemeyi öğrenir. Annenin tutumları tuvalet eğitiminde ve çocuğun kişiliğinde bırakacağı etkilerde önemlidir.Anne Tutumları:• Anne kuralcı, titiz, katı ise çocuk dışkısını tutmaktan kabız olabilir. Tüm davranışlarını etkilerse çocuk tutucu bir kişilik geliştirir. İnatçı, cimri, sinirli olur.• Anne baskıcı ise çocuk olur olmaz yerlerde anneyi cezalandırmak için dışkısını boşaltır. İlerde ise eziyet etmeyi seven, dağınık kimlik özelliği geliştirir.• Anne teşvik edici ise çocuk dışkılama olayının önemli olduğunu anlar. İleride üretken ve yaratıcı olur.2 yaş civarında çocukların hareketliliklerinde ciddi bir artış gözlenir. Motor koordinasyonları artmıştır, bir çok şeyi kendi kendilerine denemek isterler. Bu dönemdeki kontrollü destek çocuğun deneyerek öğrenme deneyimlerini arttıracağı için hem zihinsel gelişim açısından hem de yine özgüven açısından büyük önem taşır. Yine bu dönemde çocuk ev eşyalarını ve çevresindeki objeleri tanıma ihtiyacındadır. Oyun oynama konusunda henüz desteğe ihtiyacı vardır. Hareketli oyuncakları tercih ederler. Sosyal olarak yeterince olgunlaşmadıkları için yaşıtlarıyla oyun sürdüremezler. Bu nedenle anne-babayla veya kendilerinden büyük kendisini idare edebilecek daha büyük çocuklarla oynayabilirler. Bu dönemde anne-babanın çocukla oynaması sadece çocuğun oyun ihtiyacını karışlamak anlamına gelmez. Aynı zamanda anne-babanın çocukla kurması gereken iletişimi geliştirmek, çocuğu tanımak, duygusal gelişimini takip etmek açısından da önemlidir. Ayrıca çocuğu oyun sırasında gözlemlemek ve onun oyun arkadaşı olmak çocuğu tanımak için en kolay ve en etkili yoldur. Bu dönemde çocuğun huzurlu ve mutlu olduğunun en önemli göstergesi kendisine yanaşan ve oyun oynamak isteyen yetişkinlerle iletişime girmesi ve onlarla tedirgin olmadan oynayabilmesidir. İki yaşındaki çocuklar istekleri karşılanmadığında tepki gösterebilirler ama bu dönemin özelliği itibarı ile anne çocuğun dikkatini başka şeye çekebilir. Bu da çocuğun tutturmalarını engelleyebilir. Genellikle bu yaşlarda çocukların bir şey istediklerini belirtmek için ağlamalarına veya olumsuz tavırlarına ceza verildiğinde veya ağladıkları zaman isteklerine cevap verildiğinde bu ileriki yıllarda da sürecek inatçılık ve tutturmacılık özelliklerini geliştirmelerine neden olabilir. 3 yaş önemli bir geçiş sürecidir. Bu dönemde çocuk benmerkezcilik özelliğinden kurtulmaya başlar. Ben ve başkaları kavramı gelişir. İhtiyaçlarını geciktirmeyi öğrenir. Paylaşmayı ve grupla oynamayı ve basit kurallara uymayı bu yaşta başarabilir. Bu dönemde ailenin tavrı çok önemlidir. Bu birey olmaya geçiş sürecinde çocuğun bazı taleplerini karşılarken bir parça geciktirmek, paylaşabildiğinde ve kurala uyduğunda ödüllendirmek çocuğun benmerkezcilikten kurtulmasında etkili olacaktır. Birçok oyunu ve aktiviteyi sürdürebilecek sabrı olan 3 yaş çocuğu yine de hala bir sorumluluğu uyarısız sonuna kadar sürdüremeyebilir.3.Evre: “hayal ettiğim şeyi olacak kişiyim”:GİRİŞKENLİĞE KARŞI SUÇLULUK DUYMA: Girişkenliğe karşı suçluluk duyma,üç yaşından altı yaşına kadar olan dönemdir.Çocuğun motor ve dil gelişimi,onun fiziksel ve sosyal çevresini daha fazla araştırmasına,daha atılgan olmasına olanak verir.Gerek anne-baba gerekse okul öncesi eğitim kurumlarındaki öğretmenler çocuğun koşmasına,atlamasına,oynamasına izin verilmelidir ki çocukta girişkenlik duygusu gelişebilsin.Doğal merakından dolayı çok sık azarlanan ve engellenen çocukta,suçluluk duygusu gelişmektedir.Özellikle bu dönemde çocuk çevresindeki yetişkinlerin sorun çözme biçimlerini taklit eder. Yani bir problem çıktığında anne ve babası agresif davranıyorsa çocuk da benzer durumlarda agresif davranmayı öğrenir. Anne-babaların özellikle bu dönemde çocuğun sosyal yönünü geliştirecek bir tavır içinde olmaları önemlidir. Ayrıca zihinsel gelişimi için çocukların sorularına uygun ve doğru yanıtlar bulmaları, öğrenme isteklerinin kırılmaması açısından önem taşımaktadır. Bu yaş korkuların sıkça görüldüğü bir yaştır. Ve genellikle bu korkularını tanımlamakta güçlükler yaşarlar. Bu durumda çocuğu dinlemek, korkusunun nedenini anlamaya çalışmak ve sakinleştirmek gerekmektedir. 6 yaş, çocuğun bebeksi özelliklerden neredeyse tamamen kurtulup mantıklı ve realist olmaya başladığı bir dönemdir. Bu dönemde çocuk anne-babasının birçok duygu ve düşüncesini paylayabilecek ve onlarla fikir alışverişinde bulunabilecek olgunluktadır. Hem anne-babasıyla arkadaş olabilir ama bir yandan da disipline ve kontrole ihtiyaç duyar. Sorumluluk alabilir. Evdeki ve okuldaki kurallara uyabilir. Kendini tanıma ve kanıtlama ihtiyacındadır. Bu nedenle başardığı ve çabaladığı konularda onu desteklemek ve ödüllendirmek olumlu yönlerini pekiştirmek açısından önem taşır. Arkadaşlık çok önemlidir. Sık sık yaşıtlarıyla birlikte olmak ister. Değişik sosyal ortamlara ihtiyaç duyar.BİLİŞSEL GELİŞİM2-7 Yaş Arası Bilişsel Gelişim (İşlem Öncesi Dönem)2-7 yaş arasını kapsayan bu dönem, kendi içinde; sembolik dönem ve sezgisel dönem olarak ikiye ayrılır.İşlem öncesi dönemde, çocuklar, “ben” merkezlidirler. Henüz kendilerinin algıları dışında bir bakış açısı olduğunu anlayamazlar. Çocuk kendisini evrenin merkezinde görür. O olduğu için diğerleri de vardır. Onun istediği doğru olan şeydirBu yaştaki çocuk, evreni kendi beğenileri üzerine kurar. Eğer o gezmek istiyorsa, evin diğer üyelerinin de bunu istiyor olmaları dışında bir ihtimal yoktur. O acıktığı zaman herkes acıkır, o doyduğu zaman da herkes doymuş olur.a-Sembolik DönemBu dönem 2-4 yaş arasını kapsamaktadır. Bu yaştaki çocuğun temel özellikleri şunlardır:-Ben merkezlidir. Bu, bütün yaşam alanına yansır. Oyunlarda, bütün oyuncakların istediği her an elinin altında olmasını, istediğinde verilmesini ister.-Dili hızla gelişmeye devam etmekle birlikte, henüz tam olarak, duygu ve düşüncelerini ifade edecek, bilişsel ve fiziksel olgunlaşma gerçekleşmemiştir.-Birden fazla boyutu olan ilişkileri anlamlandıramazlar. Ayşe, Fatma’dan uzun, Fatma da Şenay’dan uzun. En uzun boylu kim sorusuna cevap veremez. Ama bu ilişkiyi sembolleştirip, kağıda çizdiğinizde, bu ilişkiyi doğru anlamlandırdığı görülebilir.-Sınıflama yapamaz. İlk öğrendiği hayvan dört ayaklı bir köpek ise, bundan sonra gördüğü, bütün dört ayaklılara köpek diyecektir. Çocuk bu dönemde özümleme ve uyumsama yapar. Özümlemeyle ilk kez leopar gören bir çocuk daha önce edindiği kedi şemasına leoparı yerleştirerek, leoparı kedi olarak tanımlayacaktır ve köpeklere yaptıklarını (sevme, dokuma gibi) yapmaya çalışacaktır. Uyumsamayla ise köpeklere kedilere davrandığı gibi davranan çocuk, köpeğe yemesi için süt verir, onun havladığını ve kemik yediğini görünce köpeği kedi şemasından çıkarır, ayrı bir köpek şeması oluşturur.Sürekli kullanılan bu iki süreç sayesinde çocuk, dış gerçeğe uyum sağlayarak, bilişsel gelişim dönemlerinde ilerler.-3 yaş civarında akranları ile birlikte oyun oynayacak bir sosyalleşme içine girer. Bu andan itibaren, ben merkezliliğinin düzeyinde giderek azalma olur. Ama sosyal ben’in tam olarak gelişimi bir sonraki dönem olan sezgisel dönemde başlar.-2-4 yaşlarında çocuk, gözünün önünde bulunmayan ya da hiç var olmayan nesne, olay, kişi ve varlıkları temsil eden semboller geliştirmeye başlar. Örneğin; bir çubuğu at, cetveli tabanca gibi kullanabilir. Bu yaşta sembolik oyun sıkça görülür. Sembolik oyunlar aracılığıyla çocuklar, çatışmalarını ortaya koyabilir ve dengelerini sağlayabilirler. Çocuklar büyüdükçe sembolik oyunları anlaşılmaz hale gelebilir. Çocuklar, sembolik oyunlarda yetişkinleri ya da çevrelerindeki olayları, varlıkları taklit ettikleri gibi, oyunu tamamen kendilerine özgü sembollerle de oynayabilirler.b-Sezgisel Dönemİşlem öncesi dönemin ikinci alt basamağı olan sezgisel dönem 4-7 yaş arasını kapsamaktadır.Dördüncü yaşın başlarında, çocuk bilişsel büyümede büyük bir adım atar. O gerçek objelerin yerini alan zihinsel sembolleri biçimlendirme, nesne ve olaylara işaret etmek için kelimeleri kullanabilme, objelerin gruplamalarını yapabilme (çoğu kez tutarsız olarak) ve çok basit düzeyde akıl yürütebilme ve olasılıkla kelimelerden çok zihinsel imajlar kullanabilme yeteneğine kavuşur .Çocuklar bu dönemde hala, iletişimsel konuşmada karşısındakini doğru anlamada güçlük çekebilir. Çocuklar, bir defada bir adımdan veya bir öğretimden daha fazlasını hatırlamada güçlük çekerler. Bununla birlikte, onlar kelimeleri kullanmaya, zihinsel imajları söze dönüştürmeye başlayabilirler. Böylece konuşmalar düşünceleri yansıtır bir hale gelir. Bir çok durumda anlamadıkları yapay kelimeleri ve ifadeleri her gün biraz daha fazla kullanmaya başlarlar. Bu yaş çocukları sıkça tartışırlar. Ancak bu tartışmalar sözel gürültülerdir. İnandırma ve ikna etmeye yönelik olmaları oldukça enderdir. Çocukların bu tartışmalarının, anne-babalar ve öğretmenler tarafından desteklenmesi, çocuğun kelime dağarcığını ve düşüncelerini ifade edecek yeni kelimeleri arama ve kullanma sıklığını artıracaktır.Çocuklar, sınırlı deneyimleri nedeniyle önyargılar geliştirirler. Karmaşık bilgileri dar kavramlarda örgütlemeye ve sıkıştırmaya çalışırlar. Örneğin, bir kız çocuğu bir gün anne-babasına “ben hemşire olacağım” diye söyler.Annesi neden doktor olmayı istemeyip de hemşire olmayı istediğini sorunca, kızgınlıkla “kızlar doktor olamazlar” der. O gün anaokuluna aşı yapmak için bir doktor ve hemşire gelmiştir ve gelen doktor erkek, hemşire ise kadındır. Çocuklar, bu yaşlarda kalıp yargılar geliştirmeye eğilimli bir zihinsel donanıma sahiptirler.Çocuklar büyüdükçe oyunları daha sosyal olur. Daha önce tamamen ben merkezli ve kendine dönük olan çocuk giderek sosyalleşir. Diğerleri ile de ilgilenir ve onlara güvenmeye başlar. Kaybolan objeleri arayıp bulmayı çok severler. Aynı objenin aynı yere saklanıp bulunması bile onu eğlendirir. Yerini yeni bir etkinlik almadığı sürece, aynı oyunu sıkılmadan oynamaya devam edebilir.Az da olsa oyunun kurallarını bilir ama kötü niyetle olmasa da oyunun kurallarını değiştirir. Çünkü, ne yapacaklarını düşünürken, kuralları unuturlar . Bu nedenle de kuralları sıkı sıkıya uygulamakta yetişkinler tarafından direnç gösterilmemelidir.Sezgiye dayalı düşünme döneminde, çocuk hızla eksik gruplama yapma durumundan yeterli bir sınıflama yeteneğine doğru ilerler. Toplama yapabilir hale gelir. Buna ek olarak, büyük gruplar içinde alt bölmeler ve gruplamalar yapabilir. İkisini birden, büyük grup ve içinde küçük grup yapması istenir ise yapamaz. Bu onun bütünün bilgisi ve alt parçalarının bilgisini aynı anda zihninde tutamadığı anlamına gelir. İfade edilen bu yetersizliğin matematik öğretimi için çok önemli olduğu açıkça görülmektedirBu dönemde, çocuklar sınıflama yapmada hala yetersiz olsalar da; bir önceki döneme göre biraz daha gelişmişlerdir. Çevrelerindeki hayvanları artık sadece görünüşleri ile değil çıkardıkları seslerle de tanıdıkları için, köpekle kediyi birbirinden ayırt edebilirler. Ancak, ilk defa gördükleri bir dört ayaklı bir hayvanı ilk tanıdıkları dört ayaklı hayvanla hemen özdeşleştirmek eğilimindedirler. Bu nedenle de, ilk defa gördükleri dört ayaklı hayvanın çıkardığı sesi merak ederler. Çıkardıkları ses aracılığıyla, onu ilk öğrendiği dört ayaklıdan ayırmaya çalışırlar.Çocuklar, bu dönemlerde, yetişkinlere göre oldukça fazla yalan söylerler. Ancak, bu yetişkinlerin algıladıkları anlamda yalan değildir. Burada, çocuk, zihinsel imajlarını yani hayallerini konuşmaya dökerler. Çoğu yetişkinin bunu yalan olarak algılayıp, çocuğu gerçekle yüzleştirme çabaları, çocuğun zihinsel hayaller geliştirmesini ve ifade etmekten sakınmasına neden olabilir. Bu ise, çocuğun bilişsel gelişimi önünde bir engelleyici olarak düşünülmelidir.Bu dönemde çocuk sınıflama yapmakta da biraz daha ustalaşmaya başlar. Önüne konulan nesneleri, artık farklı özellikleri açısından da sınıflayabilirler. Örneğin mavi küpleri bir yere, mavi üçgenleri bir yere, kırmızı daireleri bir yere, kırmızı kareleri bir yere ayırabilir. Burada ayırt edici özellik sayısı ikiye çıkmıştır. Fakat ondan buna ek olarak büyüklüğü de dikkate alarak yapması istenirse, yapamaz. Çünkü, hala işlem hızı ve yeteneği yeterince gelişmemiştir.Not:Bu bilgileri çeşitli kaynaklardan düzenledim Bu yüzden tam olarak bir kaynak veremiyorum.Çok fazla bilimsel dil kullanmamaya çalıştım ve daha çok 0-6 yaş grubu özelliklerini almaya çalıştım.Siz çalışın ben gelirim yine.

2 yorum:

  1. Harika bir yazi. Aslinda sadece annenin degil, bakicinin yada cocukla cok uzun sureler gecirenlerin davranislari da cok onemli. Oglumun tuvalet egitimi sirasinda cok net sahit oldum buna. Tam ogrenmeye calisiyordu ki, birden cocuk kabiz oldu. 2-3 gun kakasini yapmadi. Ne oldu diye sorusturdugumda en son kakasini ben isteyken altina yaptigini ve bakicinin temizlerken midesinin bulandigini, tatsiz anlar yasandigini ogrendim. Kolay degil tabii ki baskasinin cocugunun kakasini temizlemek ama kadini karsima alip anlattim. Sonra benzer birsey yasamadik, sanirim tepkilerini kontrol altina almayi basardi. Bir sure sonra da tuvalet egitimi tamamen oturdu. Ama boyle basit birsey bile minikleri ne kadar derinden etkileyebiliyor...

    YanıtlaSil
  2. Selen, kişilik gelişimin en önemli kabul edildiği yaş sınırı 0-6 yaş. Aslında şu an olduğumuz kişi olmamızı sağlayan yetişkinlerin çocukluğumuzda bize verdikleriyle ilgili. Çok iyi yapmışsın kısa sürede halletmekle. Sonra daha büyük prpblemler çıkabilirdi karşınıza.

    YanıtlaSil

İzleyiciler